31 Mayıs 2010 Pazartesi

LÖ-SEV



Arkadaşlarımla oynamak, okula gitmek, spor yapabilmek, en önemlisi büyümek istiyorum!
Önce iyileşmek iyileşmek için ise tüm sevdiklerimin yanımda olmasını istiyorum!

İşte böyle diyor miniklerimiz siz de eğer bu miniklerimizin hayallerine kavuşmasını istiyorsanız ve onların bu çağrısını cevapsız bırakmam diyorsanız onlara destek olalım
Tüm dünyada bu konuya dikkat çekebilmek için yapılan 9.Lösemili Çocuklar Haftası 29 Mayıs-4 Haziran tarihlerinde kutlanıyor olacak hepinizin desteklerini bekliyoruz.

Daha ayrıntılı bilgiyi LÖSEV sitesinden alabilirsiniz.

23 Mayıs 2010 Pazar

MILLER FRESHTIVAL



Tadıyla beni kendine bağlayan Miller , yaptığı festivalle de tüm eğlence sevenleri kendine bağlamaya devam edecek gibi gözüküyor.
Bu yıl tarzı müziği ve sahne performansıyla MİKA nın başı çektiği festivalin diğer isimleri ; The Raveonettes, The Phenomenal Handclap Band, Dj Prins Thomas ve Türkiye den indie tarzının başarılı ismi Sakin olacak.
Bu eğlencenin kilitleri saat 14:00 itibari ile başlayarak gece yarısına kadar devam edecek Miller'ında katkısıyla eğlenceden sarhoş olacağımız gece için geri sayım başladı
29 Mayıs 2010 cumartesi günü Küçükçiftlik parkında gerçekleşecek bu fresh mi fresh festivalin biletlerini biletixlerden temin edebilirsiniz

Ayrıntılı bilgi için Miller ın freshtival sitesini hemen tıkla ve öğren http://www.millerfreshtival.com/

16 Mayıs 2010 Pazar

YEMEKLER SIFIR BEDENE KARŞI



Bu çalışmaları gördüğüm an yeni moda anlayışı yemek pornosu üstüne olacak diye geçirdim aklımdan ve yazmaya karar verdim.Modeller sıfır beden olmak için uğraşsa da yemekler onları bırakmıyor ne dersiniz acaba kim kazanır bu savaşı?
Fulvio Bonavia'nun hazırladığı yeni kitabı "A Matter of Taste" bu akımın öncülerinden olucak cinste bence. Haşlanmış brokoliden yaptığı çantalar pirinçten ayakkabılar hamsiden kemerler sarımsaktan böğürtlenden çilekten peynirden diye uzayıp giden aksesuar kombinasyonlarından oluşan bu kitaptan bazı kareleri paylaşıyorum ayrıntı için Fulvio Bonavia nın sitesini takip edebilirsiniz.
Şimdiden Afiyet Olsun =))))






11 Mayıs 2010 Salı

ŞİRİNLERİ TÜRKLER GÖRMELİ !!!



Hepimiz biliriz Şirinler'i.
Ne derdi hikaye başlarken: "..iyi bir çocuk olursanız, belki Şirinler'i bile görebilirsiniz!"
Buradan yola çıkarsak sanırım bunu hak eden yegane toplum biziz =)
Bizim kadar insaflı, saf başka bir toplum var mı acaba diye düşünüyorum.
Birinin gizli sex kayıtları çıkar, ikinci gün ailesini aldattığı düşünülmez, destek olunur; mağdurdur ne de olsa.Ona zavallı denir,
Biri çuvalla parayı götürür ama devlet rakip gördü el koydu mallara denir onlar yurt dışında parayı yerken biz burada birbirimizi yeriz.
Birileri çocuklara tecavüz eder "Biz aramızda çözdük." denir, olay kapatılır.
Sence de hak etmedik mi, ne dersin? Şirine'ye köyün yollusu, Şirin Baba'ya ensest desek bile biz hak ettik onları görmeyi; buradan yetkililere sesleniyorum! =)

29 Nisan 2010 Perşembe

KADRAJIN ADIDAS OLSUN



Adidas Originals Street Party
desem 15 mayısta Karaköy Limanı Antrepolarında desem yeterli olur sanırım.Yok olmaz dersen al sana birazda ayrıntı;
Murat Uncuoğlu, Gökçe Özer, Tan Atalar gibi müzisyenlerin yanı sıra Türkiye de ilk kez sahne alacak elektronik müziğin başarılı dj leri Mylo ve New Young Pony Club ta 14:00 - 02:00 arası bize eşlik edecekler.
Bu da yetmez derseniz eğlenceye daha da katılmak için düzenlenen fotograf yarışmasına katılabilir eğlenceni daha da katlayabilirsin buradan ayrıntılara ulaşabilirsin.
E hadi o zaman az laf çok iş kap makinanı koş sokaklara Adidas seni çağırıyor =)

GAGA CINDY AIDS



Pop Divaları Lady Gaga ve Cyndi Lauper, M-A-C Kozmetiğinin Viva Glam kampanyasının yeni yüzleri oldular.
Tüm yıl boyunca satılacak olan 2 renk rujdan elde edilecek tüm gelir HIV/AIDS ile yaşayan insanlara destek olmak için kurulan fona aktarılacak.
M.A.C çalışmalarının sonuçlarına göre, beş Amerikan kadınından üçü asla HIV testi olmamakta (%55)
ve %78’i cinsel birleşme esnasında prezervatif kullanmamaktadır.
Sen de destek olmak istersen M.A.C şubelerine koş hem güzel dudaklarla dikkat çek
hem de kampanyaya verdiğin destekle HIV in tehlikesine dikkat çek
UNUTMA SEN DE BEN DE BİR GÜN HIV OLABİLİRİZ KORUN VE KORU!

23 Nisan 2010 Cuma

SEVİN ÖVÜN EĞLEN GÜLDÜR



İçimizdeki çocuk büyümesin hepimizin bayramı kalsın 23 NİSAN.
Sevinsin çocuklar övünsün büyükler
Sevindirelim sevinelim her gün yapamıyorsak da
en azından bugün güldürelim yüzlerini miniklerin
23 NİSAN KUTLU OLSUN =)

21 Nisan 2010 Çarşamba

OTUR BABAM OTUR




Tasarımın eskiden esinlenerek geliştirip daha cazip hale getirmesini seviyorum kullandığımız ürünleri.
Şöyle ki Vitra üşenmemiş gitmiş tasarımcı Alejandro Aravena
ile anlaşarak İpad için de çok kullanışlı olan oturma bantlarını geliştirmiş. Yüzyıllardır zaten Hintliler tarafından kullanılan bu basit sistem şimdi daha eğlenceli hale gelmiş, iki büklüm oturulur mu diyenlere dip not bu basit kumaş sayesinde sırt ve vücut sabitleştirilip gerilimi azaltıyormuş

18 Nisan 2010 Pazar

BAHAR KORÇAN

........................

Bahar Korçan,yaratıcı dünyasını ve çalışmalarını sunduğu bir kitapla çıktı karşımıza bu sefer. Koleksiyon kitabı niteliğindeki bu özel tasarım ile şiirlerini, masallarını, çizimlerini, notlarını, resimlerini, hatıralarını gözümüze sokuyor sanki.
Eğer modaya tasarıma ilgi duyuyorsanız bu kitabı kesinlikle edinmelisiniz
Afiyet Olsun =)






12 Nisan 2010 Pazartesi

UNUTMA BAHARI



Hani kutladık ya baharın gelişini geçenlerde, atladık ya ateşlerin üstünden anlamasak da niye olduğunu alışkanlıktır küçüklükten. Dilekler tuttuk çapullar bağladık ağaçlara medet umduk güzel düşünüp güzel olsun diye dualarımızı yaydık evrene.Her bahar aşık olduk biz çocuklar gibi oynadık çimlerde sahilde sokaklarda.Neden mi söylüyorum yazıyorum bunları? Unutma diye hayatın güzelliklerini inadına tüm çirkinliklere olumsuzluklara...

10 Nisan 2010 Cumartesi

YOLDAŞ MODASI // EIN TRAUM IN ERDBEERFOLIE



Film Festivalinde Marco Wilms in YOLDAŞ MODASI nı izledim dün arkadaşımla.Doğu Berlindeki modacıların ve bohemlerin hiç bilmediğimiz dünyasını bize aralamıştı hem de ne aralama kendimi içinde bulduğum filmde verilen olaylar izlediğim hayatlar bana çalışma başarma azmi verdi izlenmesi gerek, üşenme kaldır kıçını! ve bir şekilde bu filme ulaş ve sen Sabrine hep benle olcaksın nasıl güzel bir kadındın sen öyle çılgın bir modacıyken mahallemizin gelinlikçisine dönüşsende öylesin

İyi Seyirler

3 Nisan 2010 Cumartesi

EMEK SİNEMASI KAPATILMASIN !!!



Hiç bir geçmişim anım yok Emek Sinemasında ama yine de yıkılıp yerine alışveriş merkezi yapılacağı iddialarını duymak hoşuma gitmedi.Tüketmeye gün geçtikçe alışmış bir millet olarak güzel değerlerimizi gözü kapalı tüketmekte sınır tanımıyoruz, eğer siz bu gruba dahil etmiyorsanız kendinizi halen varsa hayalleriniz anılarınız değerleriniz siz de Emek Sinemasının ayakta kalabilmesi için destek olun.ŞURADAKİ adresten online destek olabilir ayrıca bu akşam başlıycak olan alternatif film festivaline katılarak hem güzel zaman geçirip hem de somut destek olmuş olursunuz.

30 Mart 2010 Salı

GÜNAYDIN BAHAR



Günaydıııııınnnn! Artık uyanıııııınnnnn!” Toprağın hemen altında, filizlerinin arasında uyuyan kardelen yavaşça gözlerini açıp kıpırdanmış. “Neler oluyor? Kim vuruyor toprağa?” “Ben minik çimenim dostum, uyan artık.” “Minik çimen mi? Sen uyandın mı?” “Elbette dostum. Uyan artık, uyku zamanı geçti.” “Sen uyandıysan ben çok bile uyumuşum demektir,” demiş kardelen ve minik başını toprağın üzerine doğru uzatmaya başlamış. Zaten başını kaldırır kaldırmaz sabırsızlıkla kendini bekleyen minik çimenlerle karşılaşmış. Özlemle kucaklaşmışlar. Nemli topraktan başını çıkarması kolaymış. Ama üzerlerini kalın bir yorgan gibi kaplayan kar tabakasını nasıl delecek, yeryüzüne nasıl çıkacakmış? “Biliyorum sen cesur bir kardelensin,” demiş minik çimen. “Bizlerin, artık uyanan tüm bitkilerin de tek umudusun. Bunu başarabilirsin! Yapacağın tek şey yılmadan gökyüzüne doğru yükselmek. Bu kar tabakasının artık çok kalın olduğunu sanmıyorum. Yukarıdaki güneşi hissedebiliyorum. Artık bizim zamanımız geliyor. İlkbahar geliyor, inan bana. Çıkıp bakman gerek. İlkbahar güneşinin gökyüzündeki yerini alıp almadığını öğrenmemiz gerek… Bunu da bir tek sen yapabilirsin.” Kardelen fazla nazlanmamış. Derin bir nefes almış ve küçük vücudunu yukarıya doğru yükseltmeye başlamış. Gerçekten de hiç zor olmamış. Kısa bir süre sonra kardelen birden başının kar tabakasının üzerine çıktığını fark edivermiş. “Ne kadar güneşli burası,” diye seslenmiş çimenciklere. “Gökyüzü ne kadar mavi.” Kardelenin sevinç çığlıklarını duyan yalnızca küçük çimenler değilmiş. Gökyüzünde bahar sıcağını çevresine yaymaya çalışan güneş de duymuş. Bu sevinç çığlıkları, artık kışın bittiğini, yeşil bitkilerin, renk renk çiçeklerin boy vereceği günlerin geldiğini de müjdeliyormuş. Güneş sesini duyduğu beyaz çiçekli minik kardelene gülümsemiş. Güneş gülümseyince hava da ısınır, öyle değil mi? İşte kardelenin çevresindeki karlar bu yüzden hızla erimeye başlamış. Kısa bir süre sonra, erken uyanan iki küçük çimen kendilerini güneşin altında buluvermişler. Gökyüzündeki güneş onlara gülümsüyormuş. Kardelen de bembeyaz çiçeğiyle güneşi selamlıyormuş. Herkesin özlemle beklediği bahar işte böyle gelmiş…

26 Mart 2010 Cuma

ARSIZ



Oradaydım, evet gıcır gıcır paketinde hiç dokunulmamış. içi sıvı dolgulu egzotik aromalı sakızdım.Gördün beni karşı koyamadın hızlıca paketimi açtın ağzına attın, çiğnedin çiğnedin ve patlattın.
ARSIZSIN HAYAT! tadıma baktın ve beni yere attın

25 Mart 2010 Perşembe

SAHİPSİZSİNİZ!




Oben Budak ın bugünki yazısını okuduktan sonra bunu yazmaya karar verdim.Her gün etrafımızda görüp belkide çoğu zaman yaşamın kargaşasından farkına varmadığımız hayvanlar aslında bir çok zorlukla karşı karşıya. Farkında olmadan aslında çoğumuzun evinin bir objesi oluyorlar eve uygun hayvan alımları yadsınamayacak kadar çok, ve tabi ki hazin son yapılan değişikliğe uymayan hayvanlar kendini en yakın konteynırın yanında buluyor kendini.İşte böyle hayvanların azalması olanlara da yardım edilebilmesi için güzel bir site kurulmuş sahipsizsiniz.com belki petshoplardaki kadar ihtişamlı gözükmüyorlar ama en az onlar kadar sevilmeye muhtaçlar.Sen de bunca hayattaki kötülüğe inat evrene iyi bir şeyler atmak istersen sana fırsat siteye gir ve içinden gelen şeyi yap belkide bir şeyler değişir ne dersin?

23 Mart 2010 Salı

ŞIK





Bana eğer güzel başarılı illistrasyon nedir diye sorsan sana Carine Brancowitz derim.
Kullandığı renkler çizgiler çok başarılı ve insanı içine çekiyor. Sence de çok şık durmuyor mu ?

20 Mart 2010 Cumartesi

YOKSA SİZ HALEN VOGEU MU OKUYORSUNUZ?



DİLLER ARASI KAYNAŞMANIN SINIRLARININ YENİDEN BELİRLENDİĞİ BİR ANLATIMLA, GENÇ BİR EKİBİN PRO-MATÖR DURUŞUYLA, KONULARIN SUYUNUN ÇIKARILMADIĞI TARZIMIZLA, HERKESİ KUCAKLAMAYAN AMA MUTLAKA ÖPEN BİR DERGİ İÇİN ÇALIŞIYORUZ. XOXO İŞTE BU NOKTADA KENDİ LİMİTİNİ BELİRLEMİŞ OLUYOR.

İşte bu sözlerle merhaba dedi XOXO bize. Uzun zamandan beri keyifle okuduğum bitmesin diye gayret gösterdiğim bir dergi oldu kendisi =)
İlk sayısının kapağını Yağmuz Kızılok un çektiği XOXO eminimki adından hep söz ettiricek ve ufkumuzu açıcak.Yurt dışı bağlantıları, Moda, Müzik, Sanat, Tasarım haberleriyle Türkiye de rakipsiz bir dergi oldu bence üstelik ÜCRETSİZ.
Bir çok noktadan temin edebileceğiniz XOXO'yu cihangir Cuppa da ve Otto larda bulabilirsiniz.

12 Mart 2010 Cuma

ALL DAY I DREAM ABOUT SNEAKERS





All Day I Dream About Sneakers Adidas'ın çok beğendiğim bir çalışması sizinle de paylaşmak istedim. Yaratılan heykel modellerle tasarlanmış bu çalışma için sınırlı sayıda bir de kitap basılmış tabi ki ülkemizde mevcut olmayan bu kitaptan görüntüleri bulabildiğim kadarıyla ekledim.Ayrıca bu kitaba pdf olarak ulaşmak isterseniz şuradan ulaşabilirsiniz =))

11 Mart 2010 Perşembe

Demet Akalın’ın ev ödevini yaptım



Az önce Can Dündar'ın bugünki Milliyet gazetesinde bir haberini okudum sizlede paylaşmak istiyorum ne zamanki milli unsurlarımızı tabu olarak zoraki benimsetmeye çalışmazsak o zaman adam oluruz bence siz ne düşünüyorsunuz ? İşte o yazı;

Hani Demet Akalın, Bodrum konserinde pot kırıp seyirciye “Abi ne moron moron bakıyosunuz? Diyarbakır’dan mı geldiniz?” demişti ya...
Diyarbakırlıların suç duyurusunu mahkeme inceledi: “Akalın’ın halkı aşağılama niyeti olmadığına” hükmetti.
Ve ona bir tedbir cezası kesti:
“İstiklal Marşı’nın sözlerini el yazınla bir kâğıda yaz. Marş hakkında da 5 sayfa yorum yap.”
Akalın cezaya hem şaşırmış hem sevinmiş.
“Düşünce çok hoşuma gitti” diyor:
“İstiklal Marşı’nı okul yıllarımdan ezbere bilirim. Söylendiği zaman da her zaman saygı gösteririm. Hemen yazmaya başladım. Yazarken çok keyif aldım. Yorum için ise uzun bir zaman ayırdım.”
Akalın’ın zamanı kıymetlidir. Ben onun yerine bir şeyler karalamaya çalıştım. Umarım makbule geçer:
* * *
“Sayın mahkeme heyeti,
Bodrum’da söylediğim ve sonradan pişman olduğum laflara karşılık ‘tedbiren’ İstiklal Marşı’nı yazıp yorumlama yükümlülüğüyle cezalandırıldığımı öğrenmiş bulunuyorum.
Ve açıkçası, o günden beri, bir konserde ağızdan kaçmış laflarla, marş yazıp yorumlama cezasının ne ilgisi olduğunu çözmeye çalışıyorum.
Özelde siz değerli hâkimler, genelde Türkiye’yi yönetenler, bu ülkenin milli marşını bir falaka sopası olarak kullanmaktan ne zaman vazgeçeceksiniz acaba?
Hangi devlet, ulusunu ulusal marşıyla cezalandırır ki?
* * *
Geçenlerde Yaşar Okuyan’ın 12 Eylül dönemi Mamak Cezaevi anılarını dinledim:
“Bizi eksi 20 derecede dışarı çıkarıp 30 defa üst üste İstiklal Marşı söyleterek terbiye etmeye çalıştılar” diyordu.
Marşın sözlerini baştan sona ezberlemeyenler öldüresiye dövülürmüş. Marşı sevenler bile nefret ederek tahliye olmuş.
Hadi o, 30 yıl önceydi. Ya şimdi?
Verdiğiniz ödev vesilesiyle son dönem gazetelere bir göz attım. Gözüme ilişen bazı haberleri paylaşmak istiyorum:
Geçen ekimde Suruç’taki Cumhuriyet Bayramı töreninde İstiklal Marşı okunurken 100 metre uzaktaki çarşıda marşı duymayıp yürümeye devam eden iki lise öğrencisi 140’ar lira para cezasına çarptırılmış.
Aynı ay, Manisa Salihli’de bir ilkokul müdürü, İstiklal Marşı töreninde yaramazlık yapan öğrencisini kürsüye çağırıp arkadaşlarının önünde eşek gibi anırmasını emretmiş. Yapmayınca uluorta tokatlamış.
Fenerbahçeli milli futbolcu Mehmet Aurelio, bir reklam filminde İstiklal Marşı’nı otomobilinde dinleyerek öğrenmeye çalışırken gösterilince ‘Marşımızı küçük düşürüyor’ diye RTÜK’e şikâyet edilmiş.
* * *
Saygıdeğer hâkimler,
‘İstiklal Marşı’yla terbiye etme’ politikasının son kurbanı benim.
Gerçekten son olmayı dileyerek kestiğiniz cezayı ve bahsettiğim anlayışı bir kez daha değerlendirmenizi rica ediyorum.
Mehmet Akif, evinin duvarına yazdığı ve ‘Milletimin kalbine gömdüm’ dediği marşın işkencede, törende, konserde dayak niyetine kullanıldığını bilse acı çekmez miydi?
‘Suçlular’ı marşı yazdırma cezasıyla terbiye edeceğinize, marşın şairinin devletin elinde bakımsızlıktan yok olan evinin bakımıyla görevlendirmeniz daha faydalı olmaz mıydı?
Marşımızla çatmayın bize kurban olayım!
Kahraman ırkımıza bir gülün; ne bu şiddet bu celal?
Başkaca bir yorumum yoktur.
Saygıyla arz ederim.”

8 Mart 2010 Pazartesi

BAL10



Balonum olsa uçursa beni yükseklere rüzgarım da umutlar istekler ve hayallerim olsa yön verse bana.Baksam yukarıdan insanlara küçücük kalsalar alçaklar dahada alçakta kalmaz mı merak ediyorum, nasıl gözükür acaba yukarıdan da parlar mı gözüme batar mı aşk yoksa balonla beraber uçar mı egolarım görmez mi olur gözlerim dinlemez mi olur beynim kalbi mi?
Yok yok bir balonum olsa ve uçsam sadece kurtulmak uzaklaşmak için yalan sahte insanlardan....

5 Mart 2010 Cuma

KARL LAGERFELD







Yılların başarılı modacısı Karl Lagerfeld kendine ait parfüm ve giyim eşyalarının yanı sıra fotografcılığa da el attı.Çektiği siyah - beyaz fotograflar da bir kez daha ne kadar yaratıcı ve başarılı olduğunu bence göstermiş oldu, ona eşilk eden modeller ise
Elisa Sednaoui ve Baptiste Giabiconi mükemmel uyum yakalamışlar

DİJİTAL MODA





Bu yazın modası nedir bilmem ama benim için bu yılın en göz alıcı modası dijital baskı kıyafetler.Hayatımızın her alanına giren teknoloji artık kendini modada da gösteriyor.
Peter Pilotto ve Mary Katrantzou benim en başarılı bulduklarım arasında, keşke erkekler içinde böyle bir akım olsa farklı pantolonlar ve gömlekler görebilsek etrafımızda sence de hoş olmaz mı ne dersin?

1 Mart 2010 Pazartesi

İMA TANITIM GÜNLERİ

26 Şubat 2010 Cuma

HANDEYE NELER OLUYOR?



Siz bekliyor musunuz bilmem ama Hande Yener in ilk şarkısı YÜZÜK internete düşmüş.
Ne düşünürsünüz bilmem ama Aşk Kadın Ruhundan Anlamıyor albümünün alt yapısını bana hissettirdi sözleri beğenmemiş olsamda Hande Yenerin oynanmamış sesini özlemişim
bakalım diğer parçalar nasıl olacak ayrıca fotograf çekimlerinde yine Kemal Doğulu ile çalışılmış bakalım klip için tercih ne olucak

Not= Az önce Taylan Efe Çeki tarafından şarkının albüme konmayacağı sadece demo çalışma olduğu bilgisi geldi. Bilgilendirme için teşekkürler =)

20 Şubat 2010 Cumartesi

I CAN BE WHAT ?


Şimdi hani deriz ya ahh onun yerinde ben olsaydım neler yapardım diye, boş laf onlar onun yerinde sen olsan bişi yapmazdın bunu kabul etmemiz lazım.
Önemli olan kendinken neler yapabileceğin düşün bakalım ne yapmak istedin son zamanlarda ve ne kadar uğraştın bunun için yoksa sadece mızmızlandın mı sadece hareket etmeyi sadece çenene mahsus bir şey mi sandın bunca zaman ?
Hımm cevap evet ise olsun geç sayılmaz hadi harekete geç al sana bu şarkıda yol göstersin bir de bir sorum olacak;
sen ne olabilirsin ?

18 Şubat 2010 Perşembe

VOGUE DAN HABER VAR



Şimdi malum Mart ta vogue türkiye çıkıyor merakla bekleyenlere müjde olsun ayrıca bizim moda kurbanlarımıza da hayırlı olsun ellerinde başka ülkelerin vogue larıyla hatıra fotoları çektirmekten kurtulup evlerinde biriktirecekleri bir dergileri olacak =))

Şöyle bir mail geldi VogueTürkiye ekibinden ;

Modanın sınır tanımayan dergisi Vogue, üç farklı yüzyılda dünya modasına yön verdi. Türkiye, uzun yıllardır Vogue dergisine talipti. Türk dergiciliğinin büyük isimleri, peşinden çok koştu. Bilindiği gibi bu ipi geçen yıl Doğuş Yayın Grubu göğüsledi, Condé Nast’la imzayı attı.

Büyük heyecanla beklenen Vogue, MART ayında Türkiye’deki okuyucuyla buluşuyor. Vogue Türkiye, 17 ülkede yayınlanan Vogue edisyonlarının 18’incisi olacak. Vogue Türkiye’nin iddiası, bu 17 edisyon arasında da sürecek. Vogue dünyasında bugün en çok merak edilen Vogue Türkiye’nin hangi Vogue’a benzediği?

Ululararası Vogue yöneticilerinden biri Vogue Türkiye eskizlerini gördükten sonra şöyle diyor: "İlhamını en büyük Vogue’lardan almış, içine Türkleri, Türkiye’yi yerleştirmiş, fantastik, tam bir Türkiye Vogue’u."

Vogue Türkiye, işte bu iddiayla size ulaşmaya hazır. Vogue Türkiye’den gelişmeleri iletmeye devam edeceğiz...

9 Şubat 2010 Salı

**********AŞK BENİM İÇİN SİYAH*********



Her şey eskir, solar, yıpranır, form değiştirir, adı kalır halen aynı ama kendisi durmaz yerinde
Hiç bir sevgililer gününde birisi olmadı hayatımda biliyor musun?
O yüzden belkide bugünle alakalı bişiler yazmam saçma
Ama olsun ne de olsa HAYAL FABRİKAM var hayal edebilirim nasıl bir şey olduğunu =) o zaman şöyle devam edeyim yazıma en iyisi;

Olan ama daha tanışmadığım sevdiğime;

Olsaydı yanımda ona vermek istediğim hediyeler olurdu sanırım ama öyle gözüne maddi şeyler gelmesin ben hediyenin elde yapılanını severim daha çok, büyük ihtimalle kendi yaptığım bir kutuda güzel yazılar şekerlemeler belki bir kaç fotograf olurdu ona hediyem
Ardından cihangirde beraber içilen bir kahve sonrasında salaş ama sıcak bi yerde akşam yemeği gece de beraberce güzel bir film eşliğinde sevişmek isterdim onunla

Neden yazdığıma gelince bu yazıyı belki okur ve anlarsın sen de böyle sembolik günlerin ona verdiğin değeri maddiyatla değil maneviyatla gösterebilmek için iyi bir fırsat olduğunu

Benim için aşk siyah senin için ne renk?

5 Şubat 2010 Cuma

MODA KURBANLARI / FASHION VICTIMS




Her moda olan herkese göre değildir!
Her okuduğun moda haberini yayınlamak/kullanmak modacılık değildir!
Her şeyi bilmek mümkün değildir!
Her yazılanı uygulamaya çalışmak akıl işi değildir!
İşte bu yazdıklarıma karşı geliyorsan saçma diyorsan geçmiş olsun sen de
moda kurbanısın!
İlacını da vereyim kendin ol -mış gibi yapma.

1 Şubat 2010 Pazartesi

METROBÜS DE ZORAKİ SEVİŞMELER



Gelişen teknolojiyle beraber fordçuluk tarih oluyor sanırım.Bugün metrobüsle eve gideceğimi düşünürken kendimi public sex ortamında buldum.
Nasıl olduğunu merak ediyorsanız size metrobüse binmenizi tavsiye ederim =)))

31 Ocak 2010 Pazar

KORAY CANER O BİR BLOGGER

Her geçen gün bloger sayısı hızla artıyor bir zamanlar manken-mankencik tartışması gibi
şimdi de blogger-bloggercık var sanırım
izninizle mikrofonu elime alıyorum ve bu tartışmayı başlatıyorum
bundan sonra sizinde tavsiyelerinizle blogerlarlar burda röp. yapıcam sık sık
ilk olarak çok başarılı bulduğum farklı tarzıyla dikkatimi çeken koray ı davet etmek
istedim sizde onu daha yakından takip edin buradan ulaşabilirsiniz =)

*KİMSİN SEN?
Koray Caner, genç-marjinal bir kafa esasında. Arka plana bakacak olursak henüz işsiz bir Endüstri Mühendisi, hem de ODTÜ'den çıkma.
23 yıla çok fazla yaratıcılık sığdırmaya çalıştığından olsa gerek, paramparça bir durumu da yok değil.
Hani her şeyden biraz anlamak vardır ya, işte ondan.
Eline kalem ver yazsın, sana şarkılar söylesin, "o olmuş ama bu olmamış" diye ezberini bozsun..
Hani şirketlerde vardır ya bazı adamlar, her sözüne güvenilen ama her yaptığından korkulan, işte ben öyle olacağım ileride :)

*KENDİ ADINI TAŞIYAN BLOGUN VAR BAŞLAMAYA NASIL KARAR VERDİN?
Aslında biraz markalaşma çabası gibi oldu desem yeridir. Bütün sosyal paylaşım sitelerinde "koraycaner" kullanıcı adını edinmek gibi bir isteğim vardı.
Ki sıklıkla kullandığım pek çok sitede (Facebook, Twitte, deviantArt, LinkedIn, Last.fm, Myspace, Vimeo vb.) bu kullanıcı adını edindim.
Bazılarını aktif olarak kullanıyorum, bir kısmı da geleceğe yatırım gibi. E hal böyle olunca kendi alan adımı almak istedim. Bu fazlasıyla riskli aslında.
Hani "kimsin sen?" denebiliyor sık sık. Ama ben buna güveniyorum, şimdiden. Alan adını almışken daha önce denediğim blog girişimlerinden farklı olarak
devam etme motivasyonu buldum kendimde, daha "bana ait" hissettim.Ve kişisel yaşantımla dünyayı birleştirip bir şeyler karalamaya başladım.

*PAYLAŞTIĞIN BİLGİLER SIRADAN VE BİLİNEN DEĞİL NELER YAPIYORSUN BUNUN İÇİN?
Tam bir internet canavarıyım ben. Hani 7/24 online kalmaya çalışanlardanım. Haliyle nerede ne olmuş didik didik ediyorum,elimden geldiğince.
Bazen başıma gelen ilginç şeylerden yola çıkıyorum, bazen çeşitli kaynaklardan geçen haberleri inceliyorum. Bir olay oluyor, bir şey üretiliyor,
kendimce yorumlamaya çalışıyorum.

*TAKİP ETTİĞİN SİTELER/BLOGLAR?
Hangi birini sayayım? :) Türkçe içerik sağlayan çok fazla yer yok aslında takip ettiğim.Ekşisözlük ve Bigumigu.com bazen güzel kaynak olabiliyor.
Ancak genelde yabancı tasarım/moda/müzik kaynaklarına bakıyorum.Eğlencelik dozda JustJared veya PerezHilton alıyorum. Tabi bunun yanı sıra
sürekli oradan oraya gezerek yeni siteler keşfetmeye çalışıyorum. Nereden neyin çıkacağı belli olmuyor çünkü :)

*MALUM HAYALFABRİKASI'NDASIN HAYALLERİN İÇİN SEN NELER YAPARSIN?
Açıkcası ben bir şeyi istersem/seversem sonuna kadar onun için uğraşan biriyim.Ancak bazen istemek yetmeyebiliyor, malum. Biraz da "inanmaya" inanıyorum
sanırım. Doğru yer/doğru zaman/doğru insanlar çok önemli, eğer bir hayal çıkacaksa bu fabrikadan.

*OKUYANLAR İÇİN ŞARKI LİSTESİ İSTESEM NELERİ SEÇERSİN?
Tamburada - Yaz Müziği
Randy Crawford - Almaz
Michael Bublé - Feeling Good
Sezen Aksu - Elveda
Nina Simone - Don't Let Me Be Misunderstood

*NOT:Şarkılara şuradan ulaşabilirsiniz koray'ın hepimize armağanı iyi haftalar=)